Narin Bir Kadına Aşığım; Adı İstanbul!

Benzetildiği ne çok şey var bu şehrin; bazen Bizans’ın kudretli ve entrikacı imparatoriçesi, kimi zaman Fatih’in gençliği, azmi ve evrenselliği, bazen Kanuni’nin Hürrem’i, bazense Akaretler’den inerken kulağınıza çarpan bir Mustafa Kemal sesi! Peki ya bir şarap tarif edebilir miydi 2.500 sene yıllanmışlığıyla İstanbul’u? ya da ince belli bir bardaktan yudumlanan demli bir çay mıydı güzelliğininContinue reading “Narin Bir Kadına Aşığım; Adı İstanbul!”

Ah bu şarkıların gözü kör olsun!

Gökyüzünden usulca süzülerek dört buçuk milyar yaşındaki kara parçasına yaklaşan dev bir kuşun kanatlarındasındır… Kulaklarında bir Türk Sanat Müziği şarkısı yorgunluğunu dinlendirmek için nafile bir terapi içindedir. Sıkıca kapalı gözlerle sadece piste dokunan tekerleri duyarsın. Sonra bir alkış tufanı kopar. Herkes pilot alkışlanır sanır, sen dünyaya gelen bir bebeğe alkışları hatırlarsın… Gürültüyle başlamıştır yepyeni birContinue reading “Ah bu şarkıların gözü kör olsun!”

Bitmeyecek Sevdan Kara Kartalım!

Siyahla beyazdaki romantizm yansır sokaklarına, ‘motorları maviliklere süreceğiz’ şarkısı dökülür en tiril formalarından. Mutluluk; kısılan ses olur, kol kola söylenen şarkılar olur, gol sonrası sarıldığın ve hiç tanımadığının adı olur, Çarşı’da alınan birkaç tekten sonra yaşanan keyfin unutulmayan adı olur. İstanbul’un en güzel caddelerinin buluşma noktasında kurulduğu için Nişantaşı nezaketi kokar, Karaköy derinliğinde…. Kabataş manzarasındaContinue reading “Bitmeyecek Sevdan Kara Kartalım!”