Azerbaycan Marketing Dünyasına 5 Not

20 Ocak 2022 tarihinde uçağım Bakü’ye indiğinde, bunun yalnızca iş hayatımda yeni bir başlangıç olacağını düşünmüştüm. Oysa tam da geldiğim gün, Azerbaycan tarihinde “20 Yanvar” olarak bilinen olayların anıldığı günle kesişti. Bu durum, aslında bir ülkenin tarihini, kültürünü ve toplumsal hafızasını tanımaya yönelik yolculuğumun sembolik bir başlangıcı oldu. Köklerimizin aynı coğrafyadan bu kadar beslendiğini görmekContinue reading “Azerbaycan Marketing Dünyasına 5 Not”

Bin Yıllık Aşk…

Bin yıldır batıya koşan bir ülkeden özüne dönüşün tadıdır Azerbaycan’a ilk geliş. Ferhad ile Şirin’e dönmek, Dede Korkut hikayelerinde kaybolmak, Nevruz ateşinde Ergenekon destanını hatırlamak, Azerbaycan kızlarının gözünde Asenayi bulmaktır… Bir yıl önce gelinen ülkede, bin yılı yaşamaktır Azerbaycan’da yaşamak. Gurbete gidenin evine dönüşüdür, kutabda gözlemeyi, Gence’de Anadolu sıcaklığını, samimiyeti, misafirperverliği bulmaktır. Koparılamayan bağlar ileContinue reading “Bin Yıllık Aşk…”

CV 3

Hayat yolculuğumu buraya aktarmaya devam ediyorum…. Bu yolculuğun ilk iki bölümünü izlemek isteyenleri ise önce buraya alalım. Onları çoktan okudum diyorsanız ise devam edelim… Şimdi bir durma ve maziye bakma zamanıdır…. 20 yıl çoktan geride kaldı iş yaşamında …. toplam çalışılan firma sayısı dörttür…. hımm az gibi😊 Birlikte çalışılan kişi sayısı ise binlerle ölçülüyordur artık…Continue reading “CV 3”

Narin Bir Kadına Aşığım; Adı İstanbul!

Benzetildiği ne çok şey var bu şehrin; bazen Bizans’ın kudretli ve entrikacı imparatoriçesi, kimi zaman Fatih’in gençliği, azmi ve evrenselliği, bazen Kanuni’nin Hürrem’i, bazense Akaretler’den inerken kulağınıza çarpan bir Mustafa Kemal sesi! Peki ya bir şarap tarif edebilir miydi 2.500 sene yıllanmışlığıyla İstanbul’u? ya da ince belli bir bardaktan yudumlanan demli bir çay mıydı güzelliğininContinue reading “Narin Bir Kadına Aşığım; Adı İstanbul!”

Ah bu şarkıların gözü kör olsun!

Gökyüzünden usulca süzülerek dört buçuk milyar yaşındaki kara parçasına yaklaşan dev bir kuşun kanatlarındasındır… Kulaklarında bir Türk Sanat Müziği şarkısı yorgunluğunu dinlendirmek için nafile bir terapi içindedir. Sıkıca kapalı gözlerle sadece piste dokunan tekerleri duyarsın. Sonra bir alkış tufanı kopar. Herkes pilot alkışlanır sanır, sen dünyaya gelen bir bebeğe alkışları hatırlarsın… Gürültüyle başlamıştır yepyeni birContinue reading “Ah bu şarkıların gözü kör olsun!”

Farklı Bir CV Daha:)

Bir itirafla başlayayım; Farklı bir CV adlı yazım beklediğimden çok fazla ilgi görünce, ikincisini yazmak çok cezbedici oldu açıkçası. Özgeçmiş yazmaktan keyif alacağım ise hiçbir zaman aklımdan geçmemişti. Neyse, bu hoş bir duygu diyerek başlayalım yazımıza:)) Şehrin plakasını uğur sayısı haline getirip bireysel şifrelerine, kendi memleketine olan aşkını türkülerine, bulgurdan yapılan envai çeşit yemekleri midelerineContinue reading “Farklı Bir CV Daha:)”

Bitmeyecek Sevdan Kara Kartalım!

Siyahla beyazdaki romantizm yansır sokaklarına, ‘motorları maviliklere süreceğiz’ şarkısı dökülür en tiril formalarından. Mutluluk; kısılan ses olur, kol kola söylenen şarkılar olur, gol sonrası sarıldığın ve hiç tanımadığının adı olur, Çarşı’da alınan birkaç tekten sonra yaşanan keyfin unutulmayan adı olur. İstanbul’un en güzel caddelerinin buluşma noktasında kurulduğu için Nişantaşı nezaketi kokar, Karaköy derinliğinde…. Kabataş manzarasındaContinue reading “Bitmeyecek Sevdan Kara Kartalım!”

Doğu ile Batı’nın Dansı

Türkiye Batı’nın mı, Doğu’nun mu? Kimi zaman güzel ülkemizin ıssız ama mutlu bir köy kahvesinde, kimi zamansa Brüksel’de NATO karargahında diplomatik misyonlarda ararız ilk cümledeki soruya cevabımızı. Soru, coğrafi bir tanımlamadan çok daha derin anlamlar içerir aslında. Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleketin yüzyıllardır süren kimlik arayışının cevabına bakınırız sohbetlerde… Samimiyet, fedakarlık, yaşanmışlıkContinue reading “Doğu ile Batı’nın Dansı”

İzmir Kalplere Fısıldıyor!

Alsancak’ta, 19 Mayıs 1919’da Samsun’dan fırlatılan bir okun tam bin iki yüz gün sonra, 9 Eylül 1922’de düştüğü vicdanı görürsünüz. O ok, Sivas’tan, Amasya’dan, Erzurum’dan özgürlük hikayeleri fısıldar kulağınıza. Ankara’da uykusuz geceler, Polatlı’da topçu sesi, İnönü’de ağıt, Sakarya’da şahlanış, Afyon Kocatepe’de upuzun ovalara yayılan güçlü bir haykırış olmuştur. Anadolu kadının fedakarlığından kokular taşır; sekiz yılContinue reading “İzmir Kalplere Fısıldıyor!”

Türk Organize Perakende Sektörünün En Uzun 10 Yılı! (1)

23 Ağustos 2007 Saat: 20:30, Ankara’da bir AVM’nin yeme içme katındayız. ‘Kimler geldi, kimler geçti’ şarkısı, fonundaki fırtınalarla, koca AVM’nin yepyeni ses sitemini deniyor…. Yeni AVM kokusu müşterisiyle ilk kez yarın buluşmaya hazırlanıyordu. Aslında gün boyunca bitmek bilmeyen provalardaki şarkılar, yarına hazırlananların diline çoktan pelesenk olmuştu; zihinlerde ‘başarının, işine saygının karşılığı olduğu’ düşüncesinden başka birContinue reading “Türk Organize Perakende Sektörünün En Uzun 10 Yılı! (1)”