
20 Ocak 2022 tarihinde uçağım Bakü’ye indiğinde, bunun yalnızca iş hayatımda yeni bir başlangıç olacağını düşünmüştüm. Oysa tam da geldiğim gün, Azerbaycan tarihinde “20 Yanvar” olarak bilinen olayların anıldığı günle kesişti. Bu durum, aslında bir ülkenin tarihini, kültürünü ve toplumsal hafızasını tanımaya yönelik yolculuğumun sembolik bir başlangıcı oldu.
Köklerimizin aynı coğrafyadan bu kadar beslendiğini görmek ve 45 yılda fark edemediğim bir kültürel zenginliği keşfetmek benim için adeta şok etkisi yaratmıştı. Geriye dönüp baktığımda, geçen 3,5 yıl sadece yeni bir kariyer deneyimi değil; aynı zamanda, bazen uzak kalsalar bile aynı kökten çıkan dalların nasıl benzerlikler taşıdığını fark etme yolculuğu oldu.
İşte bu harika yolculuğun bana bazı ek sorumluluklar da getirdiğini düşünerek böyle bir yazı paylaşma gereği duydum.
Aşağıda yer alan notları, Azerbaycan’a yıllar içerisinde güçlü bir bağlılık geliştirmiş ve mevcut deneyimleriyle hızla gelişmekte olan marketing dünyasına ek katkı sunmak isteyen bir profesyonel olarak kaleme aldığımı özellikle belirtmek isterim. Burada sıraladığım notların güzel ülkemizin dinamik marketing sektörüne fayda sağlaması umuduyla, hadi başlayalım…
1. Daha Sağlıklı Bir İletişim Kültürü
İletişimi ilk sıraya koymam tesadüf değil. Farklı diller konuşmak bir zenginlik olabilir, ancak önce kendi öz dilimizi doğru ve güçlü bir şekilde kullanmak zorundayız. Marketing, özünde “anlatmak ve anlaşılmak” üzerine kurulu bir disiplinse, kullanılan dilin gücü burada kritik hale gelir.
Gerek toplantılarda gerek kitlesel iletişimde gördüğüm en temel sorunlardan biri, kelimelere farklı anlamlar yüklenmesi veya kavramların doğru anlaşılmamasıdır. Bu durum, mesajların etkisini zayıflatıyor. Bu nedenle kurumların, markaların ve profesyonellerin Azerbaycan dilini içerik, gramer ve anlatım gücü açısından daha özenli kullanmaları gerektiğine inanıyorum.
2. “Her Şeyi Ben Yaparım”dan İşbirliği Kültürüne Geçiş
Azerbaycan’da birçok marketing departmanının hâlâ dış kaynak (outsourcing) kullanımına kapalı, her işi kendi içinde yapmaya çalışan yapılar olduğuna tanıklık etmekteyim. Bu yaklaşım, hem ekiplerin hantallaşmasına hem de çalışanların kariyerlerinde dar bir perspektife sıkışmasına neden oluyor.
Marketing, 360 derecelik bir bakış açısı gerektirir. Sosyal medya, PR, etkinlik, reklam, araştırma gibi tüm alanlarda farklı tecrübeler edinmek, dış kaynakları etkin şekilde yönetmek ve onlardan öğrenmekle mümkün olur. İşbirliği kültürüne geçiş, sadece bireysel değil, kurumsal gelişim için de kaçınılmazdır.
3. “Kazan–Kazan” Örneklerini Çoğaltmalıyız
Dünyanın farklı pazarlarında gördüğümüz en başarılı örneklerden biri, rakip gibi görünen markaların dahi ortak hedef kitleleri için işbirlikleri yapabilmeleridir. Azerbaycan’da da şirketlerin daha cesur adımlarla güven ortamı içinde ortak projeler geliştirmeleri gerektiğine inanıyorum. Bu yaklaşım, hem tüketiciye daha güçlü bir değer önerisi sunar hem de sektörün genel gelişimini hızlandırır.
Olası başarısızlıklarda partneri suçlamak yerine “acaba neyi doğru yapabilirdik” anlayışıyla hareket etmek en isabetli tercih olacaktır. Yaşananlardan ders çıkarmak ve yapıcı iç sorgulamaların öne çıktığı bir yaklaşım, mutlaka iş birliği ruhuna pozitif etkiler yapacaktir. Bu atmosferde filizlenen iş yapma biçimi ise kaçınılmaz olarak “kazan–kazan” kültürünü besleyecektir.
4. Sertifika Değil, Deneyim Biriktirmek Geleceği İnşa Eder
Eğitim programları elbette faydalı; ancak sertifika biriktirmenin tek başına tecrübe anlamına gelmediğini kabul etmeliyiz. Tıpkı yüzmeyi kitap okuyarak öğrenemeyeceğimiz gibi, marketing de işin içinde öğrenilir. Unutmamak gerekir ki, doğru şirket kültüründe, sektöründe başarılı yöneticilerle çalışarak edinilen tecrübeler, alınan eğitimlerden çok daha kalıcıdır.
Bu noktada deneyimlerin aktarılmasının önemine de özellikle vurgu yapmak isterim. Yeni nesillere bilgi aktarmakta cimri davranma dönemi 1980’lerde kaldı. Artık bilgi paylaşıldıkça çoğalıyor. Bu nedenle, marketing liderlerine düşen en önemli misyonlardan biri de yeni jenerasyonların öğretmenleri olma sorumluluğudur.
Unutmamak gerekir ki, bilgiyi saklamak yerine paylaşmak, genç profesyonelleri sahada geliştirmek ve deneyim aktarmak; sektörün büyümesi ve sürdürülebilirliği açısından çok değerli unsurlardır.
5. Verimliliğin Anahtarı: Önceliklendirme
Marketing, özünde sosyal bilimlere büyük ölçüde dayanan bir alan ve hâlâ oldukça subjektif değerlendirmelerin etkisi altında. Bu durum, çoğu zaman iyi fikirlerin hayata geçirilmesini zorlaştırabiliyor. Çok sayıda fikir ve farklı bakış açısı bir araya geldiğinde, kimi zaman öngörüler bulanıklaşabiliyor.
Bu noktada en kritik gereksinimlerden biri önceliklendirme becerisi. Bir fikri savunurken, geliştirirken ve uygulamaya koyarken esas konuya odaklanmak, çevresel faktörler arasında kaybolmamak gerekiyor. Aksi takdirde, en iyi fikir bile başarıya ulaşamıyor. Önemli olan, detaylardan kopmadan fakat özü koruyarak ilerlemek. Bu yaklaşım, sektörün geleceği açısından hayati değer taşıyor.
Her zaman sevdiğim bir mottoyu burada bir kez daha paylaşmak isterim:
“Az çoktur…”
Son Söz
Azerbaycan’daki marketing dünyası, gelişim yolculuğunda önemli bir eşikte. Dilin gücünden işbirliği kültürüne, kazan–kazan anlayışından deneyim odaklı öğrenmeye kadar atılacak her adım, yalnızca markalara değil, ülkenin genel iş ekosistemine de büyük katkılar sağlayacaktır.
Son sözlerime küçük bir itirafla renk katmak isterim; son günlerde yaşadığım duygusal bir deneyim, bu blog yazısını kaleme almam için bana ilham kaynağı oldu. Yaklaşık bir hafta önce ekibimizle gerçekleştirdiğimiz bir toplantıda, arkadaşlarımın bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteğine bir kez daha tanıklık etmek ve bunun karşılığında gelen samimi teşekkür emojilerini görmek, bir süredir yazmayı planladığım bu yazıyı hemen kaleme almam için bana güçlü bir motivasyon sağladı.
Bu vesileyle; kendi ekibim başta olmak üzere, projelerimizde paydaşlık yaptığımız ajans çalışanlarımıza, etkinliklerimizde görev alan iş ortaklarımıza ve her zaman öğrenmeye açık, dinamik, heyecan ve motivasyon dolu tüm Azerbaycanlı marketing profesyonellerine kalpten teşekkürlerimi sunmak isterim.
Hər birinizin əməyinə və həvəsinə minnətdaram. İnanıram ki, gələcəkdə də birgə daha böyük uğurlar qazanacağıq