Bin Yıllık Aşk…

Bin yıldır batıya koşan bir ülkeden özüne dönüşün tadıdır Azerbaycan’a ilk geliş. Ferhad ile Şirin’e dönmek, Dede Korkut hikayelerinde kaybolmak, Nevruz ateşinde Ergenekon destanını hatırlamak, Azerbaycan kızlarının gözünde Asenayi bulmaktır…

Bir yıl önce gelinen ülkede, bin yılı yaşamaktır Azerbaycan’da yaşamak. Gurbete gidenin evine dönüşüdür, kutabda gözlemeyi, Gence’de Anadolu sıcaklığını, samimiyeti, misafirperverliği bulmaktır. Koparılamayan bağlar ile bin yılın ne kadar kısa olduğunu; bir yılın ne kadar uzun olduğunu anlamaktır…

45 yıl yaşadığınız ülkenizde ziyaret etmediğiniz Ertuğrul Gazi mezarını görme heyecanı uyandırır Azerbaycan, taa sekiz asır öncesine Bilecik/Söğüt’e gidersiniz, Topkapı Sarayı’nı tekrar görmek de şart olmuştur artık… O anda Fatih’in aslında ne yaptığını bir daha hatırlarsınız…. Galata Kulesi’nin Kız Kulesi’ne; Mimar Sinan’ın Mihrimah Sultan’a aşkını, Süleyman’ın Hürrem’e olan destanlaşan tutkusunu yaşarsınız…

Muhteşem Yüzyıl dizisinin 45 ülkede 204 milyon kişi tarafından neden izlendiğini işte o zaman anlarsınız…

Daha mı?

Yirmi yıllık tecrübelerinizi bölüşmeye geldiğiniz şirketinizde harika arkadaşlıklar kurarsınız. Türkiye’de tanışmadığınız insanlarla hem iş arkadaşı, hem komşu, hem de az zamanda çok işler başarabilmenin gururunu yaşarsınız… Güçlü ekip yaratmanın ne demek olduğunu bir daha hatırlarsınız…

Başka?

Sekiz yaşındaki çocuğun yazdığı şiirde bulursunuz Kafkas Türk Ordusu komutanı Nuri Paşa’ya duyulan yüzyıllık minnettarlığı…

Bakü’de kız çocuklarının ‘Beşiktaş’ diye haykırmasında bulursunuz Türkiye sevdasını. Balıkesir bile sadece bir şehir adı değildir artık sizin için Bakü’de kazandığı anlamla….

Aslında hiç kopmadığınızı ise ikinci Karabağ Savaşı’nda Türkiye’nin can Azerbaycan’ın arkasında değil, tam yanında olduğunu öğrenince anlarsınız. 44 günde kazanılan zafer sonrası Türk ordusunun Bakü caddelerinde Azerbaycan’ı gururla selamlamasında hissedersiniz bu bağı…

Azerbaycan-Türkiye aşkı, Türkiye’nin yaşadığı deprem felaketinin ilk günlerinde alışveriş yaptığınız ve hiç tanımadığınız market sahibinin “misafirimiz olun, ödemeye yapmayın” demesiyle kendini gösterir. Bir gün sonra yemek yediğiniz restoran sahibinin “size nasıl kulluk edebiliriz” demesi de gözlerinizi yaşartır… AVM ortasında ağlamamak için kendinizi zor tutarsınız…

Televizyonda Türkiye ile ilgili üzücü haberlere ağlayan Azerbaycan anaları bu aşka ağlar aslında….Deprem bölgesi Maraş’a erzak yardımı yapmak için fedakarca ev eşyalarını satan Yusif ve kendi arabasında yatağını Türkiye’ye bir an önce göndermek için koşturan Server, bu bağın birer temsilcisidirler…

Bu, tarihten koparak gelen büyük bir aşktır aslında. Uzun süre bir arada olmasa da hep birlikteymiş gibi hissetmektir…. O’nu bulmak… hayallere değil hedeflere birlikte koşmaktır.

Allah bu aşkı hep korusun… 🇹🇷💚🇦🇿

Eğer bu yazı birer video olsaydı nasıl olurdu diye merak ediyorsanız, aşağıdaki linkler sizi bekliyor.

Leave a comment