
Hayat yolculuğumu buraya aktarmaya devam ediyorum…. Bu yolculuğun ilk iki bölümünü izlemek isteyenleri ise önce buraya alalım. Onları çoktan okudum diyorsanız ise devam edelim…
Şimdi bir durma ve maziye bakma zamanıdır…. 20 yıl çoktan geride kaldı iş yaşamında …. toplam çalışılan firma sayısı dörttür…. hımm az gibi😊 Birlikte çalışılan kişi sayısı ise binlerle ölçülüyordur artık… Çok tecrübelendim, herseyi biliyorum dersin…. Artık öğrenecek de pek bir şey de yok derken 40 yaşından sonra, hiç beklemediğin bir anda, yaşam bir daha start alır.
Evet yine koca bir aldatmacanın finalindesindir. Tecrübenin sınır tanımazlığı seni bir kez daha evrene fırlatır ve aslında ne kadar küçük oldugunu ve ne kadar tekrardan ibaret oldugunu bir kez daha hatırlarsın o bilinmezlikte…. ayağa kalkmaya çalışırsın kalkamazsın, fiziki olmayan bir tokat yemişsindir hayattan bir kez daha.
Peki en zor noktadan başlayalım mı?
Siz bir cenaze töreninde işinizden istifa ettiniz mi hiç? İstifanızı bembayaz bir A4 kağıda degil de, büyüleyici bir İstanbul manzarasında ve hüzün dolu bir mezarlıkta gözyaşlarınızla bir ruhsuz kağıda degil de kalbinize yazdınız mı?
Allah size yaşatmasın ama 55 yaşındaki gencecik liderimizi kaybedince yaşadım ben bunu…Çok acı ama unutulmaz bir tecrübe daha edindim o gün.
Bu tecrübeden naçizane tavsiyem; patronlarla çalışmayın, hayatınıza dokunan liderlerle çalışın, size sürekli yeni ufuklar gösteren, bakış açınızı geliştirirken inceden inceden sizi eleştiren, dünya görüşü ile uhrevi görüşü barışık liderlerle çalışın değerli okuyucular. Ve bir gün ilahi güç onu hayatınızdan alırsa ertesi gun liderinizi aldatmayın. Onun size aşıladığı ilkeleri satmayın, önce kendinize sonra liderinize ihanet etmeyin. Unutmayın! doğrular kişilere göre değişmemeli. Bazen kısa vadede kaybeden olmayı, ileriye zıplamak icin gerilemeyi ve buralarda yatan erdemi de unutmayın.
Ben unutmadım, hiç unutmadım…. İşten ayrılmak her zaman zordur. Dolu dolu gecen harika bir dört yıl sonrasında hayatınızın dört yıldan fazlasına, mutluluğunuza, üzüntülerinize, büyük emeklerinize, hayallerinize ve hatta dört yıla sığmış yirmi yılınıza veda etmek pek kolay olmaz… ama unutmadıklarınız unutulmayan olmanızı da sağlıyor bunu da unutmayin…
Ya sonra, sonra bir daha sıfırdan başlarsınız. Sıfır görüntüdür aslında… yeni başlangıçtaki ‘o sıfır’ içinde çoktan bir yirmi yıl barındırır.
Yeni bir yolculuğa çıkmadan hemen önce de bir Cuma sabahi saat 05:00’da sizi sırılsıklam ıslatan bir yağmur altında bu kez Eyüp Sultan Hazretlerinin huzuruna çıkarsınız…. ve maneviyatınızı yüzlerce yıllık bir yaşanmışlıkta yıkarsınız bu kez. Hatalarınızı tecrübenize, başarılarınızı gururunuza gömersiniz ve bir kez daha geçmişe degil geleceğe bakmayı başlarsınız. Bunlar olurken de o meydanda padişahların kılınç kuşanma törenleri ve sefere çıkılmadan önce yapılan dualar mekanda adeta asılı kalmıştır, tarihten gelen bu sesler kulaklarınızda çınlıyordur…
Tam 72 saat sonra 2.000 km uzakta gözlerinizi açarsınız ve yine mükemmel bir ekiple harika bir yolculuğa başlarsınız ve o anda bir kez daha hissedersiniz aslolan sonuç gibi görünse de o sonuca giderkenki nasıllarınız, yüreklere dokunuşlarınız, bütünlüğünüz, coşkunuz, duygularınız, empatiniz, doğrular kadar ders veren yanlışlarınız, hırsınız kadar sakinliğinizdir aslında sonucu şekillendiren.
Ama ana kural yine niyettir. Mezari basinda istifa yemini ettiginiz liderimizin soyledigi gibi ‘niyet hayır, akibet hayır’.
Niyetiniz hep hayırda kalsin…Yolculuk burada devam ediyor…