
Hayatınıza dönüp baktığınızda o anda size çok büyük kötülük yaptığını düşündüğünüz bir kişinin ya da bir olayın aslında size ne büyük iyilik yaptığını sonradan algıladığınız oldu mu hiç? Yoksa ben miyim sadece bu duyguyu bugünlerde fazlasıyla hisseden.
Hiç, sabah ayaklarınızın sevmeyerek gittiği bir işyerinde yaşanan kötü bir olay, kariyerinizde yeni kapılar açtı mı? O kötü olay sizi ‘bir iyiye’ taşıdı mı? Hakkaniyetsiz kötülükler sizi motive edip, kendinizi gerçekleştireceğiniz bir dönüşümün sebebi oldu mu?
Hayatınızı adeta duvara çarptıran bir kötülük, hayatı sorguladığınız ve o derin anlama yaklaştığınızı hissettiğiniz bir iç yolculuğun güçlü tetikleyicisi oldu mu? ‘Nasıl düşünemedim ben bunları’ dediğiniz derin sorgulamaların, uykusuz gecelerin, zor soruların azmettiricisi olabilir mi aslında kötülükler… Yaşanan pişmanlıkları kendinize itirafa yönlendiren bir gücü olabilir mi bu kötülüklerin?
‘Her şerde bir hayır vardır’ bir büyük cevap mıdır acaba? Cesaretle karşı koyan zayıf ülkelerin güçlüyü alt ettiği savaşlar, fakirin zenginden üstün olabileceği anlamına gelemez mi? Görünmeyen bir virüsün milyar dolarlık savunma mekanizmalarını, askeri teçhizatları devre dışı bırakması, ‘azın’ bazen ‘çok’ anlamına geldiğinin bir başka kanıtı mıdır? Az konuşmak, çok konuşmaktan daha etkili olabilir mi bazen…
Aşk ve nefret nasıl birbirine bu kadar yakınlaşabilir, çok para çok mutsuzluğun garantisi olabilir mi çoğu zaman? Konfor alanlarımızı bombaladığı için nefret ettiğimiz bugünkü kötü, yarınki iyiliğin nedeni olabilir mi? Korku, cesaretin gücünü algılamamız için bir bahane olabilir mi?
Büyük yıkımlar güçlü yapımlara geçiş midir aynı zamanda? Bir çağı kapatan olay, yeni çağa başlangıç mıdır aslında?…’ eski’, ‘yeni’ için bir sebep, ayrılık birliktelik için fırsat, ölüm yeni başlangıçlar için geçiş olabilir mi? Savaşlar, yeni barış düzenine geçiş; kötü, iyinin tarifi için araç, mutsuzluk, huzurun değeri için olmasın sakın?
Yalnızlık, içimizdeki kalabalığın sesini duymamız için sebep olabilir mi? Yanlış, doğruyu anlamak için en öğretici deneyimin ta kendisi midir? Hayal etmek gerçekleştirmenin provası mıdır? En büyük, en küçüğün motivasyonu, en güçlü en güçsüzün ilhamı olabilir mi? Görünmeyenin görünenden güçlü olması, görünmeyendeki önemi mi haykırır?
Görünene değil, görünmeyene de bakmak lazım, her kötünün barındırdığı iyiye odaklanmak lazım. Yanlışları, yeni doğruların sebepleri yapmak zorundayız, geçmişte kaybolmak yerine geleceğe izler yaratmak lazım; haksızlıkları, adalet için sebep, soruları ise en doğru cevaplar için bahane yapmamız gerek… Belki de bunca soruda saklı cevaplar zaten…
Ne güzel özetlemiş Hz. Mevlana tam 800 yıl önce; Kızma hiç kimseye yaptıklarından dolayı aksine teşekkür et ihanet edenlere, sadakati öğrettikleri için minnet duy yalancılara, doğrunun farkına varmanı sağladıkları için. Mutsuz edenlere dua et, mutluluğu daha derin hissettirdikleri için. Herkesi sev, yaşamına bir anlam kattığı için. Hayat bu yüzden daha güzel, siyahlar beyazı fark ettirdiği için…
Ve son soru; görünen zıtlıklar bir büyük görünmeyen bütünselliğin yansımaları olabilir mi?